Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Geleneksel Üretim

Gürsu Haber - Geleneksel Üretim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Geleneksel Üretim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

HAGEL MECLİSİ MUSTAFA IŞIK BAŞKANLIĞI’NDA TOPLANDI Haber

HAGEL MECLİSİ MUSTAFA IŞIK BAŞKANLIĞI’NDA TOPLANDI

Gürsu Sebze ve Meyve Pazarlama Kooperatifi Başkanı Kamil Dönmez, üç yıl önce başlatılan doğal üretim yolculuğunun bugün seri üretime dönüştüğünü söyledi. Gürsulu kadınların el emeğiyle hazırlanan katkısız ve düşük tuzlu turşular, hibiskus ve zencefil gibi farklı aromalarla sofralara yeni bir tat sunuyor. BURSA’NIN YENİ TURŞU ÜSSÜ GÜRSU’DA Gürsu Belediyesi, Gürsu Sebze ve Meyve Pazarlama Kooperatifi ve Gürsu Ziraat Odası’nın ortak çalışması ile ilçede açılan tesiste katkısız ve düşük tuzlu turşu üretimine başlandı. Türkiye’nin meyve bahçesi Gürsu Ovası’nda, kollektif bir emekle hayata geçirilen yeni proje, hem insan sağlığına hem çevreye hem doğaya hem de besin sektörüne büyük katkı sunacak. Üç yıl önce başlatılan doğal üretim yolculuğu, bugün ilçede seri üretime dönüştü. Gürsulu kadınların el emeğiyle hazırlanan katkısız ve düşük tuzlu turşular, hibiskus ve zencefil gibi farklı aromalarla sofralara yeni bir tat sunuyor. GÜRSULU KADINLARIN EL EMEĞİ SOFRALARA ULAŞIYOR Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık’ın üçüncü dönem seçim vaatleri arasında yer alan Gürsu Yaş Sebze ve Meyve Kurutma Tesisi’nde üretim tamamen kadın emeğine dayanıyor, fabrikasyon yerine geleneksel üretim modeli tercih ediliyor. Tesiste bir makine üretimi yok. Gürsulu kadınlar turşuları tek tek el emeğiyle hazırlıyor. Böylece hem doğal üretim yapılıyor hem de kadın istihdamına katkı sağlanıyor. Kooperatif ve Gürsu Belediyesi’nin bu işbirliği, yerel üretici kadınlara ekonomik destek sağlaması yönüyle sosyal bir proje olarak da öne çıkıyor. Gürsu Sebze ve Meyve Pazarlama Kooperatifi Başkanı Kamil Dönmez, “Biz üç yıl önce sağlıklı ve doğal üretim hedefiyle kolları sıvadık. Gürsu’nun meyvecilikteki gücünü farklı bir alana taşıdık. İlçemizin armudu, sultani üzümü ve birçok meyvesini turşuya dönüştürüyoruz” dedi. Son bir ay içerisinde seri üretime geçtiklerini açıklayan Dönmez, Ar-Ge çalışmalarının da aralıksız sürdüğünü ifade etti. Yakın dönemde e-ticaret altyapısının devreye alınacağını belirten Dönmez, ürünlerin market raflarında daha yaygın şekilde yer alacağını söyledi. Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık ise, “Bütün ürünlerimizi pastörize şekilde üretiyoruz ve iki yıl raf ömrüne sahip ürünler ortaya çıkarıyoruz. Yeni lezzetler ve farklı tekniklerle Bursa gastronomisine sağlıklı ürünler kazandırdık. Bursa’nın artık yeni bir turşu noktası var. Bu üretim modeli aslında tam anlamıyla yerel kalkınma ve tarımsal üretim modelinin de örneğidir. Kooperatifimiz emeğiyle, biz de yer desteğimizle ortaya bu güzel işi çıkardık. Son derece mutluyum” dedi. HİBİSKUSLU VE ZENCEFİLLİ ÖZEL TARİFLER Gürsu Yaş Sebze Meyve Kurutma Tesisi’nin en önemli özelliklerinden birisi klasik turşu anlayışının dışına çıkan özel reçeteler oldu. Eser miktarda tuz kullanılan ürünlerde hibiskus ve zencefil gibi farklı aromalar tercih edilerek hem sağlık hem de lezzet ön plana çıkarılıyor. Yeni nesil turşular Bursa gastronomisine farklı bir soluk getirirken ürün çeşitliliği her geçen gün artıyor. Yeni ürün planlamaları arasında kuşkonmaz turşusu gibi farklı çeşitlerin yanı sıra organik meyve suları da bulunuyor. Nihai amaç ise katkısız doğal meyve suyu üretimini sağlayabilmek. Meyve atıklarına karşı da ciddi bir tasarruf sağlayan bu yeni üretim modeli ile Gürsu Ovası’na katma değer sağlanmış olacak.

GÜRSU OVASI’NA KADIN ELİ DEĞDİ Haber

GÜRSU OVASI’NA KADIN ELİ DEĞDİ

Gürsu Sebze ve Meyve Pazarlama Kooperatifi Başkanı Kamil Dönmez, üç yıl önce başlatılan doğal üretim yolculuğunun bugün seri üretime dönüştüğünü söyledi. Gürsulu kadınların el emeğiyle hazırlanan katkısız ve düşük tuzlu turşular, hibiskus ve zencefil gibi farklı aromalarla sofralara yeni bir tat sunuyor. BURSA’NIN YENİ TURŞU ÜSSÜ GÜRSU’DA Gürsu Belediyesi, Gürsu Sebze ve Meyve Pazarlama Kooperatifi ve Gürsu Ziraat Odası’nın ortak çalışması ile ilçede açılan tesiste katkısız ve düşük tuzlu turşu üretimine başlandı. Türkiye’nin meyve bahçesi Gürsu Ovası’nda, kollektif bir emekle hayata geçirilen yeni proje, hem insan sağlığına hem çevreye hem doğaya hem de besin sektörüne büyük katkı sunacak. Üç yıl önce başlatılan doğal üretim yolculuğu, bugün ilçede seri üretime dönüştü. Gürsulu kadınların el emeğiyle hazırlanan katkısız ve düşük tuzlu turşular, hibiskus ve zencefil gibi farklı aromalarla sofralara yeni bir tat sunuyor. GÜRSULU KADINLARIN EL EMEĞİ SOFRALARA ULAŞIYOR Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık’ın üçüncü dönem seçim vaatleri arasında yer alan Gürsu Yaş Sebze ve Meyve Kurutma Tesisi’nde üretim tamamen kadın emeğine dayanıyor, fabrikasyon yerine geleneksel üretim modeli tercih ediliyor. Tesiste bir makine üretimi yok. Gürsulu kadınlar turşuları tek tek el emeğiyle hazırlıyor. Böylece hem doğal üretim yapılıyor hem de kadın istihdamına katkı sağlanıyor. Kooperatif ve Gürsu Belediyesi’nin bu işbirliği, yerel üretici kadınlara ekonomik destek sağlaması yönüyle sosyal bir proje olarak da öne çıkıyor. Gürsu Sebze ve Meyve Pazarlama Kooperatifi Başkanı Kamil Dönmez, “Biz üç yıl önce sağlıklı ve doğal üretim hedefiyle kolları sıvadık. Gürsu’nun meyvecilikteki gücünü farklı bir alana taşıdık. İlçemizin armudu, sultani üzümü ve birçok meyvesini turşuya dönüştürüyoruz” dedi. Son bir ay içerisinde seri üretime geçtiklerini açıklayan Dönmez, Ar-Ge çalışmalarının da aralıksız sürdüğünü ifade etti. Yakın dönemde e-ticaret altyapısının devreye alınacağını belirten Dönmez, ürünlerin market raflarında daha yaygın şekilde yer alacağını söyledi. Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık ise, “Bütün ürünlerimizi pastörize şekilde üretiyoruz ve iki yıl raf ömrüne sahip ürünler ortaya çıkarıyoruz. Yeni lezzetler ve farklı tekniklerle Bursa gastronomisine sağlıklı ürünler kazandırdık. Bursa’nın artık yeni bir turşu noktası var. Bu üretim modeli aslında tam anlamıyla yerel kalkınma ve tarımsal üretim modelinin de örneğidir. Kooperatifimiz emeğiyle, biz de yer desteğimizle ortaya bu güzel işi çıkardık. Son derece mutluyum” dedi. HİBİSKUSLU VE ZENCEFİLLİ ÖZEL TARİFLER Gürsu Yaş Sebze Meyve Kurutma Tesisi’nin en önemli özelliklerinden birisi klasik turşu anlayışının dışına çıkan özel reçeteler oldu. Eser miktarda tuz kullanılan ürünlerde hibiskus ve zencefil gibi farklı aromalar tercih edilerek hem sağlık hem de lezzet ön plana çıkarılıyor. Yeni nesil turşular Bursa gastronomisine farklı bir soluk getirirken ürün çeşitliliği her geçen gün artıyor. Yeni ürün planlamaları arasında kuşkonmaz turşusu gibi farklı çeşitlerin yanı sıra organik meyve suları da bulunuyor. Nihai amaç ise katkısız doğal meyve suyu üretimini sağlayabilmek. Meyve atıklarına karşı da ciddi bir tasarruf sağlayan bu yeni üretim modeli ile Gürsu Ovası’na katma değer sağlanmış olacak.

İlker Özaslan’dan Cumalıkızık İçin Kritik Uyarı: “UNESCO Unvanı Sınırsız Turizm Anlamına Gelmez” “Cumalıkızık yalnızca korunacak bir yapı topluluğu değil, yaşayan bir kültürdür” Haber

İlker Özaslan’dan Cumalıkızık İçin Kritik Uyarı: “UNESCO Unvanı Sınırsız Turizm Anlamına Gelmez” “Cumalıkızık yalnızca korunacak bir yapı topluluğu değil, yaşayan bir kültürdür”

Bursa’nın dünya çapında tanınan tarihi miras alanlarından Cumalıkızık’ın geleceği, Tayyare Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen kapsamlı değerlendirme toplantısında masaya yatırıldı. Bursa UNESCO Derneği Cumalıkızık Çalışma Grubu tarafından organize edilen toplantıda, tarihi köyün karşı karşıya olduğu tehditler, koruma sorunları, restorasyon eksiklikleri ve sürdürülebilir yönetim modeli detaylı biçimde ele alındı. Toplantının merkezinde ise Bursa UNESCO Derneği Başkanı İlker Özaslan’ın yaptığı kapsamlı değerlendirmeler yer aldı. Özaslan, Cumalıkızık’ın bugün yalnızca fiziksel yıpranma değil, aynı zamanda yoğun turizm baskısı, plansız büyüme, ekonomik eşitsizlik ve kentleşme tehdidi altında bulunduğunu söyledi. Katılımcılar arasında yerel yöneticiler, akademisyenler, alan başkanlığı uzmanları, sivil toplum temsilcileri, koruma uzmanları ve köy sakinleri yer aldı. Toplantı boyunca ortak görüş, Cumalıkızık’ın “sadece turistik bir destinasyon değil, yaşayan bir kültürel miras alanı” olduğu yönünde birleşti. İlker Özaslan: “Bir Günde 34 Bin Kişi Başarı Değil, Alarmdır” Bursa UNESCO Derneği Başkanı İlker Özaslan, toplantıda yaptığı konuşmada ziyaretçi yoğunluğunun artık ciddi bir tehdit boyutuna ulaştığını vurguladı. Geçtiğimiz yıl Cumalıkızık’ın bir günde yaklaşık 34 bin ziyaretçiyi ağırladığını hatırlatan Özaslan, bu yoğunluğun artık “övünülecek bir tablo” değil, yönetilmesi gereken bir kriz olduğuna dikkat çekti. Özaslan şu ifadeleri kullandı: “UNESCO Dünya Mirası unvanı sınırsız turist kabul etmek anlamına gelmez. Bir günde 34 bin kişinin geldiği bir tarihi köyde artık koruma-kullanma dengesi ciddi şekilde zarar görmeye başlar. Bu sayı bazı günlerde stadyum doluluğuna ulaşıyor. Böyle bir baskıyı tarihi bir köyün kaldırabilmesi mümkün değildir.” Cumalıkızık’ın taşıma kapasitesinin bilimsel yöntemlerle belirlenmesi gerektiğini ifade eden Özaslan, kontrollü ziyaretçi yönetimi, rezervasyon sistemi ve zaman planlamalı turizm modelinin artık kaçınılmaz hale geldiğini söyledi. “Cumalıkızık Bir Açık Hava AVM’sine Dönüştürülemez” Toplantıda turizmin niteliği üzerine de dikkat çeken değerlendirmeler yapıldı. İlker Özaslan, Cumalıkızık’ın yalnızca yoğun insan trafiği üzerinden değerlendirilemeyeceğini belirterek şunları söyledi: “Bir günde 50 bin kişiye hediyelik eşya üretebilecek bir köy değiliz. Cumalıkızık bir açık hava AVM’si değildir. Burası yaşayan bir kültür alanıdır. İnsanlar burada yalnızca alışveriş yapmıyor; yüzlerce yıllık bir yaşam biçimine tanıklık ediyor.” Özaslan, köy ekonomisinin mevcut ziyaretçi baskısına göre şekillenmeye zorlanmasının geleneksel yaşamı bozabileceğini ifade etti. Yapı Stoğu Endişe Veriyor: “151 Yapı Müdahale Bekliyor” Toplantıda paylaşılan güncel yapı envanteri, köyün fiziksel durumuna ilişkin çarpıcı veriler ortaya koydu. Cumalıkızık’ta: 259 ev bulunduğu, bunların 168’inin tarihi yapı niteliğinde olduğu, 21 yapının tamamen yıkıldığı, 17 yapının harabe durumda olduğu, toplam 38 yapının ise oturulamaz halde bulunduğu açıklandı. İlker Özaslan, özellikle köylüye ait tarihi evlerin restorasyon sürecinde geri planda kalmasının ciddi bir sorun yarattığını belirtti. “Kamu yapıları restore edilirken köy halkının evlerinin büyük kısmı hâlâ destek bekliyor. İnsanlar yıllardır sırada bekliyor. ‘Benim evim neden restore edilmiyor?’ sorusu artık köyde çok yaygın. Koruma yükünü yalnızca köylünün omzuna bırakırsanız sürdürülebilir bir model kuramazsınız.” Toplantıda yaklaşık 113 evin restorasyon beklediği, harabe yapılarla birlikte yaklaşık 151 yapının acil müdahale gerektirdiği ifade edildi. “Köylüyü Suçlamak Kolay, Destek Vermek Zor” Toplantıda tarihi yapılarda görülen uygunsuz müdahaleler de gündeme geldi. Köydeki tarihi evlerin yaklaşık yüzde 70’inde usule uygun olmayan değişiklikler bulunduğu belirtilirken, İlker Özaslan bu durumun yalnızca “bilinçsizlik” ile açıklanamayacağını söyledi. “Köylüyü suçlamak kolay ama insanlar ekonomik olarak yalnız bırakıldı. Restorasyon maliyetleri çok yüksek. İnsanlar yıllardır destek bekliyor. Destek mekanizması güçlü kurulmadan koruma bilinci tek başına yeterli olmaz.” Özaslan, koruma politikalarının sosyal boyutunun göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı. “Öncelik Piknik Alanı Değil, Güvenlik ve Altyapı Olmalı” Toplantının dikkat çeken başlıklarından biri de altyapı ve güvenlik eksiklikleri oldu. Katılımcılar; sağlık altyapısının yetersizliği, acil tahliye planlarının eksikliği, yangın riskleri, yönlendirme sorunları, otopark baskısı, güvenlik eksiklikleri gibi sorunların artık kritik seviyeye ulaştığını ifade etti. İlker Özaslan, bu süreçte önceliklerin doğru belirlenmesi gerektiğini söyleyerek şu değerlendirmede bulundu: “Yoğun ziyaretçi baskısı sürerken yeni piknik alanları yapmak doğru öncelik değildir. Önce altyapıyı, güvenliği, koruma sistemlerini ve afet hazırlığını güçlendirmeliyiz.” “Cumalıkızık İçeriden Değil, Dışarıdan Gelen Baskıyla Yok Olabilir” Toplantının en çarpıcı uyarılarından biri de Bursa’daki hızlı kentleşme ve rant baskısına ilişkin oldu. İlker Özaslan, Cumalıkızık’ın çevresindeki yapılaşmanın giderek arttığını belirterek şunları söyledi: “Cumalıkızık içeriden değil, dışarıdan gelen baskıyla yok olabilir. Bursa büyüyor, kent baskısı köylere dayanıyor. Tarım alanları kayboluyor, doğal doku daralıyor. Eğer çevresel koruma politikaları güçlendirilmezse UNESCO alanını korumak tek başına yeterli olmayacaktır.” Uzmanlar, yalnızca köy merkezinin değil, çevresel bütünlüğün de korunması gerektiğine dikkat çekti. “Kadın Emeği ve Köy Belleği Korunmadan UNESCO Süreci Eksik Kalır” Toplantıda yalnızca fiziksel restorasyon değil, kültürel mirasın yaşayan unsurları da gündeme geldi. İlker Özaslan, Cumalıkızık’ın asıl değerinin günlük yaşam kültürü olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: “Köyün belleği, kadın emeği, geleneksel üretim kültürü ve kırsal yaşam kimliği korunmadan yalnızca binaları restore etmek yeterli olmaz.” Bu kapsamda boş kamu yapılarının; kadın üretim merkezleri, kültürel buluşma alanları, ziyaretçi karşılama merkezleri, sağlık destek noktaları olarak değerlendirilmesi önerildi. Uluslararası İş Birliği ve Yeni Koruma Modelleri Toplantıda Cumalıkızık’ın uluslararası ölçekte daha etkin tanıtılması ve koruma ağlarına dahil edilmesi gerektiği de vurgulandı. Safranbolu başta olmak üzere farklı UNESCO miras alanlarıyla deneyim paylaşımı yapılması, Avrupa’daki koruma modellerinin incelenmesi ve yabancı uzmanlarla ortak çalışmalar yürütülmesi önerildi. Ayrıca İngilizce tanıtım materyalleri hazırlanması ve Cumalıkızık’a özel belgesel projelerinin geliştirilmesi gerektiği ifade edildi. “Bu Mesele Siyaset Üstüdür” Toplantının sonunda ortak akıl ve katılımcı yönetim anlayışı ön plana çıktı. Kurumların, uzmanların ve köy halkının birlikte hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Bursa UNESCO Derneği Başkanı İlker Özaslan, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Bu mesele siyaset üstüdür. Amaç çocuklara doğru korunmuş bir miras bırakmaktır. Cumalıkızık yalnızca bugünün değil, gelecek kuşakların da emanetidir.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.