Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sermaye

Gürsu Haber - Sermaye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sermaye haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CO-1 Hub’dan girişimciliğe yeni model Haber

CO-1 Hub’dan girişimciliğe yeni model

Bir girişim neden başarısız olur? Girişimciye sermayeden fazlası gerekiyor Girişimciler için paylaşımlı uzmanlık hizmeti CO-1 Hub’dan girişimciliğe yeni model Girişimlerin başarısızlığında finansman eksikliği kadar; yanlış yönetici seçimi, pazar ihtiyacının doğru belirlenememesi, hatalı stratejiler, rekabet, yasal süreçler, maliyet yönetimi ve doğru ekibin kurulamaması da belirleyici oluyor. Bu sorunlardan yola çıkan CO-1 Hub, girişimcilere fikir aşamasından küresel pazara uzanan yolculuklarında finansman, teknoloji, hukuk, insan kaynakları, satış ve pazarlamayı kapsayan 360 derece destek sunan yeni nesil girişimcilik modeliyle başarı şansını artırmayı hedefliyor. İstanbul, Eylül 2026— Girişimcilik dünyasında başarı çoğu zaman iyi bir fikirle özdeşleştirilse de veriler farklı bir gerçeğe işaret ediyor. Girişimlerin başarısızlığının arkasında yalnızca fikrin niteliği değil; yanlış yöneticilerden doğru zamanlama eksikliğine, finansmana erişimden pazar ihtiyacını doğru okumaya kadar çok sayıda kritik faktör bulunuyor. Bir girişim neden başarısız olur? Bir girişimin başarısızlığında öne çıkan ilk ve en büyük etken yanlış yönetici tercihidir. Doğru vizyona ve liderliğe sahip olmayan bir yönetim, en iyi fikirleri dahi başarısızlığa sürükleyebilmektedir. İkinci temel etken ise doğru stratejinin oluşturulamamasıdır. Bir girişimci ürün veya hizmet geliştirirken veya çözmek üzere bir problem tanımlarken, "Bu probleme gerçekten piyasada ihtiyaç var mı?" sorusuna doğru yanıt vermelidir. Sermayeden de öte; ürün veya hizmetin doğru zamanda, doğru yerde ve doğru insanlarla buluşturulması başarının anahtarıdır. Girişimcilikte vizyon ve kabiliyetin önemini vurgulayan temel bir yaklaşım vardır: İyi bir girişimciye sadece bir plastik parçası verseniz bile ondan değer üretebilir; ancak vizyonsuz bir girişimciye 1 milyon dolar sermaye verseniz dahi onu hiç edebilir. Bu durum aynı zamanda mucitlik ile girişimcilik arasındaki belirgin farkı da ortaya koyar; mucit sadece üretir, girişimci ise doğru strateji, zamanlama ve ekiple o üretimi sürdürülebilir bir iş modeline dönüştürür. Araştırmalara göre finansman sorunları da girişimlerin hayatta kalmasını zorlaştıran faktörlerin başında geliyor. Girişimlerin yüzde 38’i nakitlerinin tükenmesi veya yeni sermaye bulamaması nedeniyle başarısız oluyor Girişimlerin yüzde 35’i geliştirdiği ürün veya hizmete yeterli pazar ihtiyacı bulunmaması, yüzde 20’si rakiplerinin gerisinde kalması, yüzde 19’u hatalı iş modeli, yüzde 18’i yasal ve düzenleyici zorluklar, yüzde 15’i ise fiyatlandırma ve maliyet sorunları nedeniyle başarısız oluyor. Doğru ekibin oluşturulamaması da yüzde 14 ile girişimlerin önündeki önemli engellerden biri olarak öne çıkıyor. Bu tablo, girişimcilikte “iyi fikir + yatırım = başarı” formülünün tek başına yeterli olmadığını ortaya koyuyor. Başarının yolu; doğru fikrin doğru pazarda, doğru zamanda, doğru ekip, sürdürülebilir finansman ve güçlü bir operational altyapıyla buluşmasından geçiyor. Tam da bu sorunlardan yola çıkan CO-1 Hub, klasik kuluçka merkezi anlayışının ötesine geçen “Yeni Nesil Girişimcilik Ofisi” modeliyle girişimcinin yalnızca sermaye ihtiyacına değil, şirket kurma ve büyütme yolculuğunun tamamına odaklanıyor. YTÜ Yıldız Teknopark ekosisteminin gücüyle faaliyet gösteren CO-1 Hub; finansman, yatırım, pazarlama ve satış, mentörlük, hukuk, finans ve muhasebe, insan kaynakları, teknoloji, ofis ve altyapı gibi bir girişimin ihtiyaç duyabileceği temel yetkinlikleri 360 derece destek modeli altında bir araya getiriyor. CO-1 Hub’dan çok yönlü destek CO-1 Hub’ın yeni nesil girişimcilik modelinin temelinde de girişimlerin başarısızlık nedenlerini daha yolun başında azaltmak bulunuyor. Girişimciyi yalnızca bir ofise yerleştirmek ya da yatırımcıyla buluşturmak yerine şirketin ihtiyaç duyduğu farklı uzmanlıkları ortak bir ekosistem içerisinde sunan model, girişimcinin enerjisini operational sorunlara değil ürününe, müşterisine ve büyümeye yönlendirmesini amaçlıyor. CO-1 Hub Yönetim Kurulu Başkanı Ali Emre Erişen, yeni nesil girişimcilik anlayışını şöyle anlatıyor: “Bir girişimin başarısı sadece iyi bir fikre ya da yatırım bulmasına bağlı değil. Çok iyi bir fikriniz olabilir ancak doğru pazarı bulamaz, nakit akışınızı yönetemez, doğru ekibi kuramaz veya satış kanallarınızı oluşturamazsanız yolunuza devam etmekte zorlanırsınız. Girişimci aynı anda finansçı, pazarlamacı, hukukçu, insan kaynakları yöneticisi ve teknoloji uzmanı olmak zorunda kalmamalı. CO-1 Hub’ı tam da bu ihtiyaçtan yola çıkarak oluşturduk. Girişimcinin eksik olduğu alanları güçlü bir ortak yapı ile tamamlayarak onun asıl işine ve büyümeye odaklanmasını istiyoruz.” Ali Emre Erişen, CO-1 Hub’ın klasik girişim ofislerinden farklı olarak girişimcilere yalnızca “Bu iş için ne kadar yatırım gerekiyor?” sorusuyla yaklaşmadığını belirterek şu açıklamalarda bulundu: “Biz aynı zamanda ‘Doğru pazarı buldu mu, iş modeli sürdürülebilir mi, doğru ekip kuruldu mu, ürün ticarileşebilir mi, finansal yapısı güçlü mü ve küresel pazara çıkmaya hazır mı?’ sorularının yanıtlarını arıyoruz. Hedefimiz, girişimcinin yolculuğunda karşılaşabileceği riskleri henüz ortaya çıkmadan öngören, ihtiyaç duyduğu yetkinlikleri doğru zamanda sağlayan ve onu fikir aşamasından küresel pazara kadar taşıyan yeni nesil bir girişimcilik ekosistemi oluşturmak. Şu anda CO-1 bünyesinde 35 girişim yer alıyor. Amacımız bu sayıyı 100’e çıkarmak ve platformdaki şirketlerin gelirlerinin önemli bölümünü uluslararası pazarlardan elde edebilecekleri bir yapı kurmak.” Girişimci şirket kuruyor, paylaşımlı uzmanlık hizmeti alıyor CO-1 Hub modelinin klasik kuluçka merkezlerinden ayrıldığı en önemli noktalardan biri paylaşımlı uzmanlık ve hizmet altyapısı. Bir girişimin şirketleşme sürecinde ihtiyaç duyduğu muhasebe, hukuk, insan kaynakları, teknoloji, satış ve pazarlama gibi alanların her biri ayrı bir maliyet ve uzmanlık gerektiriyor. Özellikle erken aşamadaki şirketler için bütün bu departmanları kendi bünyesinde oluşturmak önemli bir finansal yük yaratabiliyor. CO-1 Hub ise bu yetkinlikleri aynı ekosistem içerisinde bir araya getirerek girişimlerin ihtiyaç duydukları hizmetlere erişmesini sağlıyor. Böylece girişimci, büyük bir şirketin sahip olduğu farklı uzmanlıklardan yararlanırken kendi organizasyonunu daha yalın tutabiliyor. Model; nakit desteği, pazarlama ve satış, mentörlük ve eğitim, yatırım, hukuk ve denetim, finans ve muhasebe, insan kaynakları, teknoloji ile ofis ve altyapı desteğini aynı çatı altında topluyor. Fikirden globale üç aşamalı model CO-1 Hub’ın 360 derece destek sistemi, girişimin bulunduğu aşamaya göre üç farklı yapı üzerinden ilerliyor: CO-1 Ofis (Kuluçka): Girişimcinin fikri doğrulanıyor, doğru fikirlerin erken aşamada belirlenmesi ve verilerle test edilmesi hedefleniyor. CO-1 Plus (Büyüme): Girişim operasyonel güç kazanıyor. MVP desteğinden ürünün geliştirilmesine kadar şirketin fikrini somut bir ürüne ve sürdürülebilir bir iş modeline dönüştürmesine destek veriliyor. CO-1 Premium (Ölçeklenme): Girişimin yatırımcılarla buluşması, ulusal ve uluslararası pazarlarda konumlandırılması ve küresel büyümesinin desteklenmesi amaçlanıyor. Böylece girişimcinin yolculuğu “Kur – Yapılandır – Ticarileştir – Yatırımcıyla Buluştur – Globale Açıl” yaklaşımıyla uçtan uca ele alınıyor.

İşçi Haklarını Her Yerde Sadece O Savunuyor! Haber

İşçi Haklarını Her Yerde Sadece O Savunuyor!

Türkiye’de derinleşen ekonomik kriz, artan güvencesizlik ve işçi sınıfının yıllardır biriken öfkesi, bu kez Bursa’nın Keles ilçesine bağlı Başak Mahallesi için kurulan iftar sofrasında sert bir dille dışa vuruldu. Başaklı gençlerin organize ettiği program, sıradan bir dayanışma yemeğinin çok ötesine geçerek, mevcut düzene yönelik açık bir hesaplaşma kürsüsüne dönüştü. İşçi Haklarını Koruma Derneği (İŞCİDER) Genel Başkanı İsmail Doru ve Genel Sekreter Ekrem Aplay’ın katılımıyla gerçekleşen buluşmada, işçi haklarının gasp edilmesine, sosyal adaletsizliğe ve siyasi temsil krizine yönelik sert eleştiriler peş peşe sıralandı. “Bu düzen işçiyi eziyor, gençliği susturmak istiyor” Kürsüye çıkan İsmail Doru, konuşmasına alışılmışın dışında sert bir tonla başladı: “Gençlik varsa gelecek vardır ama bu düzen gençliği ya işsizliğe ya da sessizliğe mahkûm etmek istiyor” diyerek mevcut tabloya meydan okudu. İşçi sınıfının bugün sahip olduğu hakların masa başında değil, sokakta, bedel ödenerek kazanıldığını vurgulayan Doru, “Bugün bize ‘verilmiş’ gibi gösterilen haklar, aslında söke söke alınmıştır. Ama aynı haklar bugün parça parça geri alınıyor” ifadeleriyle tepki gösterdi. 2008 yasasına sert çıkış: “Bu bir miras değil, açık bir yük” Doru’nun hedefinde özellikle 2008’de yürürlüğe giren sosyal güvenlik düzenlemeleri vardı. Bu yasayı açık bir şekilde eleştiren Doru, “Bu yasa işçi sınıfına bırakılmış bir miras değil, sırtına yüklenmiş bir yüktür. Açıkça söylüyorum: Bu bir zulüm düzenlemesidir” dedi. Geçmişte bu düzenlemeye karşı yeterince güçlü bir direniş sergilenemediğini kabul eden Doru, “Belki bize kızacaksınız ama gerçek bu. Ancak bugün susma lüksümüz yok. Bu düzenle hesaplaşmak zorundayız” diyerek mücadele çağrısını sertleştirdi. “Kendi ipimizi kendimiz çekiyoruz” Türkiye’deki siyasal yapıyı da doğrudan hedef alan Doru, doğuda feodal ilişkilerin, batıda ise sermaye odaklarının siyaseti belirlediğini dile getirerek şu ifadeleri kullandı: “Meclise gönderilenlerin kimlerin işaret ettiği ortada. Doğuda ağalar, batıda kapitalistler… Biz ise sadece izliyoruz. Açık konuşayım: Kendi ipimizi kendimiz çekiyoruz.” “Artık seyirci değil, aktör olma zamanı” Doru’nun en dikkat çekici çıkışı ise siyasi temsil çağrısı oldu. “Yönetilen değil yöneten olmak zorundayız. Bu böyle gitmez” diyen Doru, Bursa’dan başlayarak Türkiye genelinde bağımsız milletvekili hareketi başlatılması gerektiğini savundu: “Her ilden bir bağımsız aday çıkararak bu düzene ‘biz de varız’ demek zorundayız. Yoksa bu çark hepimizi ezecek.” Yerelden yükselen destek: “Gençliğin arkasındayız” Programda söz alan Başak Derneği Başkanı Adem Ağlan, organizasyona katılanlara teşekkür ederken birlik mesajı verdi. Başak Mahallesi Muhtarı Alihsan Kaymaz ise gençlere açık destek vererek, “Bu gençlik yalnız değil. Ne yaparlarsa yapsınlar, sonuna kadar yanlarındayız” dedi. Gençlik Başkanı H. İbrahim Kaymaz da konuşmasında faaliyetlerini sıralarken, köy girişine büyük bir Türk bayrağı asacaklarını açıklayarak kararlılık mesajı verdi. Bu çıkış, katılımcılar tarafından güçlü alkışlarla karşılandı. İftar değil, açık bir mücadele çağrısı Gece boyunca verilen mesajlar, klasik bir iftar programının sınırlarını aşarak açık bir toplumsal uyarıya dönüştü. İşçi haklarının geriletilmesine, gençliğin geleceksizliğe itilmesine ve halkın siyaset dışına itildiği düzene karşı sert bir duruş sergilendi. Başak Mahallesi’nden yükselen bu sert ses, sadece yerel bir etkinlik olarak kalmadı; işçi sınıfının biriken öfkesinin ve değişim talebinin yüksek perdeden dile getirildiği bir çıkış olarak kayıtlara geçti.

DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk’ten Sert Çıkış: Haber

DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk’ten Sert Çıkış:

DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk’ten Sert Çıkış: “Bursa’yı Beton Uğruna Feda Ettiler, Bereketli Ovayı Sanayiye Kurban Verdiler!” DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk, Bursa’nın tarım kimliğinin yıllar içinde bilinçli tercihlerle yok edildiğini belirterek, Çekirge ve çevresindeki verimli ovaların sanayiye açılması üzerinden çok sert açıklamalarda bulundu. 1930’lu yıllara ait Bursa fotoğraflarını hatırlatan Öztürk, bir zamanlar birinci sınıf tarım arazisi olan bölgenin bugün beton ve sanayi bloklarıyla kaplandığını söyledi. “Bu Ova Tüm Bölgeyi Besleyebilirdi” Öztürk açıklamasında, 1930’lu yıllarda Çekirge ve çevresindeki ovanın birinci sınıf tarım arazisi olduğuna dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Şu gördüğünüz ova birinci sınıf tarım arazisiydi. Sadece Bursa’yı değil, tüm bölgeyi besleyebilecek potansiyele sahipti. Bugün o toprakların yerinde beton var, fabrika var, sanayi sitesi var. Bereketin yerini gri bloklar aldı.” Bursa’nın tarihsel olarak tarım, ipekçilik ve doğal kaynaklarıyla öne çıkan bir şehir olduğunu hatırlatan Öztürk, yapılan planlama hatalarının kenti geri dönülmez bir noktaya sürüklediğini savundu. “Ülkede Başka Yer Yokmuş Gibi Bursa’yı Sanayiye Boğdular” Bursa’nın sanayi yatırımlarında bilinçli şekilde merkez haline getirildiğini iddia eden Öztürk, bu tercihin arkasında ekonomik değil, sermaye odaklı çıkar hesaplarının olduğunu dile getirdi: “Ülkede başka yer kalmamış gibi Bursa’yı sanayi bölgesi yaptılar. Şimdi ova tamamen doldu. Yarın bir kıtlık yaşandığında otomobillerimizi yiyemeyeceğiz. Toprağı yok ettiniz, üretim alanını yok ettiniz. Bu şehri besleyecek zemini ortadan kaldırdınız.” Öztürk’e göre mesele yalnızca şehirleşme değil; gıda güvenliği ve stratejik planlama sorunu. “Göç Dalgasının Temelinde Yanlış Sanayi Politikası Var” Bursa’daki çarpık yapılaşma ve gecekondulaşma sürecinin yalnızca plansız kentleşmeden kaynaklanmadığını vurgulayan Öztürk, asıl sorunun daha derin olduğunu belirtti: “Yapının bozulma sorunu gecekondularla başlamadı. Daha da öncesinde, bu insanları Bursa’ya göç etmeye zorlayan düzen kuruldu. Plansız sanayileşme, kontrolsüz göç ve rant odaklı şehircilik Bursa’nın dengesini bozdu.” Öztürk, 1950’li yıllardan itibaren sermaye gruplarının lojistik avantaj gerekçesiyle yatırımlarını Bursa’ya yönlendirdiğini ve devlet politikalarının da bu tercihi desteklediğini öne sürdü. “Liman Yakın, Lojistik Ucuz Diye Bursa’yı Feda Ettiler” Türkiye’nin en büyük limanının İstanbul’da olduğunu hatırlatan Öztürk, sanayi yatırımlarının İstanbul’a en yakın güçlü şehir olan Bursa’ya yönlendirilmesini şu sözlerle eleştirdi: “Büyük para babaları, sermayedarlar, fabrikatörler ürettikleri malın lojistiğine fazla para ödemesin diye yatırımlarını Bursa’ya kaydırdı. İstanbul limanına en yakın büyük şehir Bursa. Adam fabrikasını Çankırı’da kurmak ister mi? Elbette istemez. Ama bu ülkenin planlamasını sermayedarın kâr hesabına göre mi yapacağız?” Öztürk, bu anlayışın sonucunda Bursa’nın bugün irili ufaklı 25 organize sanayi bölgesiyle adeta beton bir sanayi adasına dönüştüğünü ifade etti. “Tarım Gitti, Beton Geldi” DEVA Partisi İl Başkanı, Bursa’daki sanayi yoğunluğunun kentin tarımsal üretim kapasitesini ciddi şekilde düşürdüğünü, su kaynakları ve hava kalitesi üzerinde de ağır bir yük oluşturduğunu savundu. “1950’lerde başlayan bu yanlış yönlendirme, bugün Bursa’yı nefes alamaz hale getirdi. Ova yok oldu. Tarım geriledi. Hava kirliliği arttı. Plansız büyüme sosyal yapıyı da bozdu.” Öztürk’e göre mesele yalnızca geçmişin hatalarını konuşmak değil; Bursa için yeni ve sürdürülebilir bir planlama anlayışı geliştirmek. “Bursa’yı Kurtarmak Hâlâ Mümkün” Tayfun Öztürk, açıklamasının sonunda Bursa’nın tamamen kaybedilmiş bir şehir olmadığını ancak acil ve kararlı adımlar atılması gerektiğini belirtti: “Bursa’yı betonun ve rantın şehri olmaktan çıkarıp yeniden üretimin, tarımın, bilimin ve planlı sanayinin şehri yapmak zorundayız. Toprağın değerini bilmeyen bir anlayış bu ülkeye gelecek sunamaz.” Öztürk, Bursa’nın hem sanayi hem tarım potansiyelini dengeli biçimde koruyan yeni bir kalkınma vizyonuna ihtiyaç duyduğunu ifade ederek, mevcut tabloyu “yanlış ekonomik tercihlerin ağır faturası” olarak nitelendirdi. Bursa’da sanayileşme ve tarım arazilerinin korunması tartışması, bu sert açıklamalarla birlikte yeniden gündemin üst sıralarına taşınmış oldu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.